Yapmacık Kabul

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

Yapmacık Kabul

Mesaj tarafından canfeda Bir Çarş. Mayıs 19, 2010 11:39 am

[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]



"Ödülsüz cezasız
çocuk yetiştirmek"
bölümünde, Thomas Gordon kitaplarını
Türkiye'ye getiren ve Gordon'un Etkililik Eğitimi üzerinde çalışmalar
yapan eğitimci Birsen Özkan'ın yazıları bulunuyor. Yazıları baştan
itibaren sıra ile okumanızı tavsiye ediyoruz.

9- Yapmacık Kabul

Değerli anneler, yapmacık kabul ile bu
konuyu bitireceğiz.

Şöyle bir senaryo düşünün: Sorunsuz bir
akşam. Tv. de çocuğunuzla birlikte izleyebileceğiniz bir film var. Hep
birlikte yapabileceğiniz bir etkinlik olarak bu filmi izlemeyi
kararlaştırıyorsunuz. Mısırları da patlatıp tv karşısına geçtiğinizde
telefon çalıyor ve birileri size gelmek istediklerini söylüyor. Ne
dersiniz?
a) Çok memnun oluruz, bekliyoruz….
b) Bu akşam
miniğimizin de izleyebileceği çok güzel bir film var, onu izlemeye
başlamıştık. Siz de izlemek isterseniz buyurun hep birlikte izleyelim.
c)
Ah ne kadar iyi olurdu ama biz de şu anda falan yere gitmek üzere
evden çıkıyorduk.

Yanıtınız bu üç kalıptan hangisine benziyor?

“a”
ise, istemediğiniz halde ayıp olmasın diye kabul edersiniz, bu yapmacık
kabuldür.

“b” is,e gerçeği dile getiriyorsunuz. Açık ve
dürüstsünüz.

“c” ise yapmacık ret yapıyorsunuz.

Ben
Gordon’dan farklı olarak yapmacık kabulün yanında “yapmacık ret” den de
söz etmeliyiz diyorum. Çünkü bizim kültürümüzde misafir kabulünde
genellikle ya “a” şıkkı ya da “c” şıkkı geçerlidir. Kendi isteğimizi
feda etmek istemediğimizde bunu doğrudan söylemek yerine, kırmamak için
bahaneler yaratırız.

Şimdi bu üç yanıtın çocuğunuzun üzerindeki
etkisini, şunu da göz ardı etmeden irdeleyelim: Çocuğunuz sizin de o
filmi ailece izlemek istediğinizi biliyor.
Yanıtınız “a” ise
çocuğunuz hayal kırıklığı yaşayacaktır. Sizin dürüstlüğünüzden şüphe
edecektir. Hem kendinizin, hem ailenizin isteklerinin sizin için önemli
olmadığı sanacaktır. “Annem için başkalarının istekleri daha önemli
demek ki” diyecektir. Güven duygusu zedelenecek ve haklarınızı
korumadığınız için bir de size kızacaktır.


Yanıtınız “b” ise “Annem gerçekçi bir insan, dürüst, güvenilir”
diye düşünecektir. Bu yanıtınıza rağmen misafirler gelmişlerse
çocuğunuzun keyfi kaçsa da olumsuz duyguları size değil, başkalarına
yönelecektir.


Yanıtınız “c” ise durum iyice kötü… Çocuğun gözünde en hafifinden
“yalancı” bir annesiniz artık.
Yapmacık kabul ve ret, gerçek
olmadıkları halde gerçek kabul ve gerçek ret alanlarınız içinde sahte
olarak açtığınız bir alanda yer alırlar.

Noktalı çizgiler
yapmacık kabul çizgilerinizdir.

[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]

Şimdi de anababa-çocuk arasında
bir örnekte yaşayalım bu yapmacıklığı.

Senaryo şöyle olsun: Bir
cuma akşamı. Ertesi gün sizler işe, çocuğunuz da yuvaya gitmeyecek.
Çocuğunuz her günkü yatma saati gelince önce babasını gördüğü için ona “
Bu akşam biraz geç yatayım olur mu babacım? ” diyor. Size önce
sorsaydı yarın sabah erken kalkmak gibi bir sorun olmayacağı için belki
kabul edebileceğiniz bu isteğe eşinizin “Hayır, “ dediğini
duyuyorsunuz. Çocuğunuz bu kez size yöneliyor “Nolur annecim, nolur?”
diye yalvarıyor? Yavrunuza ne dersiniz? “Böyle bir durumda kitaplar ne
derse onu derim, “ diyebilirsiniz. Ne der hemen hemen tüm eğitim
kitapları? “ Anababa çocuğun karşısında birlik olursa, ancak o zaman
çocuklar kuralları ve onlara uymayı öğrenir.” Siz de böyle yapıp
içinizden “Biraz daha oturabilir” diye geçirirken, çocuğunuzun iyiliği
için (!) eşinizle birlik olup “Hayır yatmalısın” derseniz yapmacık ret
yapmış olursunuz. Bu reddedişiniz, yüzünüzün ifadesinden, bedeninizin
dilinden çocuk tarafından anlaşılır. İnanın “Sözler yalan söyler ama
gözler yalan söylemez” sözü çok doğrudur. Çocuklar sanki bu yapmacık
hallerimizi algılayacak antenlere sahip doğarlar ve bizim gerçek
duygumuzu anladıkları için verdiğimiz yanıtlar onların akıllarını
karıştırır.

Peki ne yapmalıydınız? Gordon öğretisinin kolaylığı
burada. Her zaman kendiniz gibi davranacaksınız. “Şimdi çocuğuma ne
demeliyim? Nasıl davranmalıyım ki eşimle çocuğun karşısında ayrı
tellerden çalmayalım?” gibi bir kaygınız olmayacak.

Çocuğunuza o
an ne hissettiğinizi dürüstçe söylemelisiniz. “Bana kalsa yarın erken
kalkmak zorunda olmadığın için biraz daha oturmana izin verirdim.
(Dürüst, açık, yani kendiniz gibi oldunuz) Ama baban izin vermedi. Bu
işe ben karışamam. (Çocuğunuz sorununa sahip çıkmayı, anababadan birini
kullanıp diğerini çiğneyemeyeceğini ve anababasının birbirlerinin
kararlarına saygı gösterdiklerini öğrendi.)” Bu durumda diyebilirsiniz
ki “O zaman çocuk kim daha hoş görülü ise önce ona gitmeyi öğrenmez mi?”
Hayır. Çünkü Gordon’la iletişim, daha doğrusu gerçek iletişim şu anda,
şimdi için kurulan bir iletişimdir. Diyelim ki çocuğunuz bir dahaki
sefere “annem izin veriyor” düşüncesiyle önce size geliyor. Gerçekten
geç yatmasında bir sakınca yoksa “olur” diyebilirsiniz ya da “olmaz”
dediğinizde “ Babam olmaz dediğinde sen olur demek istemiştin ama,
şimdi niye olmaz diyorsun?” diye sizi sorgulayabilir. “O akşam
olabilirdi, çünkü ertesi gün yuvaya gitmeyecektin. Koşullar bu günle
aynı değildi” diye bir açıklama getirebilirsiniz.
Hangi durumda
çocuğunuz size daha çok güvenir ve saygı duyar? Babasıyla birleşik cephe
oluşturduğunuzda mı, şimdi mi?

Önemli olan şudur: Anababadan
birinin kararına diğerinin saygı göstermesi, çocuğun yanında eşinin
kararını tartışmaması ve aralarına girip soruna müdahale etmemesidir.
Bazen düşünmeden ağzımızdan çocuğumuzun haklarını, isteklerini yok
sayan sözler kaçabilir. Eğer baba böyle bir durum yaratmış, anne de
çocuğuna “Ben şu şu nedenle izin verirdim, ama baban olmaz dedi” gibi
bir cümle ile hem çocuğuna, hem de eşine geri bildirim verdiğinde, baba “
Sahi yarın cumartesi, ben unutmuşum, biraz daha oturabilirsin,”
diyebilir. Doğrusu da budur. Bu karar değiştirilecekse baba tarafından
değiştirilmelidir. Siz eşinize “Ne var ki yarın cumartesi, otursun
çocuk” derseniz, sorunun sorumluluğunu çocuğunuz yerine siz üstlenmiş
ve eşinizin kararına da saygı göstermemiş olursunuz. Eşiniz kararında
değişiklik yapmadıysa bu konuyu onunla yalnızken konuşmalısınız.

Önemli
bir şey daha: Çocuklar “Lâf ağızdan bir kez çıkar” diyen anababalara
değil, gereğinde özür dileyip kararını değiştirebilen anababalara daha
çok güven ve saygı duyarlar.

Bu örneğe bir de yapmacık kabul
tarafından bakalım: Siz hayır demek isterken eşinizin evet dediğini ve
sizin de ayrı düşmemek için yapmacık kabul ettiğinizi ve çocuğunuzun
biraz daha oturmasına izin verdiğinizi varsayalım ve olabileceklere
bakalım: Muhtemelen uyku saati geçen çocuğunuzun minik bir engellenme
duygusu yaşadığında kolaylıkla hırçınlaşabilmesi; yatmamasıyla ilgili
sizin de gerçek duygunuz olumsuz olduğu için onun en ufak bir
sızlanmasına “Bak uykun var işte sızlanıp duruyorsun” gibi tepkiler
verme ihtimali çok yüksektir.

Şunu söylemeden geçemeyeceğim.
Yapmacık kabul yapmayalım. Eğer yaparsak konuşmalarımız ve beden
dilimizle bu yapmacıklığın ortaya çıkacağını da bilelim.


Bu öğretinin felsefesini aklımızdan hiç çıkartmayalım. Çocuğumuzu
büyütürken ne yalnızca anababanın ne de yalnızca çocuğun istekleri
karşılanmalı. Söylenen her sözle, alınan her kararla herkes mutlu
olmalıdır.
Kabulden ne anladığımızı bir kez daha özetleyelim: Kabul
onay değildir. Karşımdakinin duygu, düşünce, değer, hatta
davranışlarının ona ait olduğunu, benimkiyle aynı olmak zorunda
olmadığını, hoşuma gitmese, hatta beni çok rahatsız etse de bu duyguyu
hissetmesinin anormal bir şey olmadığını, o davranışı yapmanın bana
karşı olmak için değil, kendi ihtiyacını gidermek için yaptığını
anlamaktır.

Özellikle gençler kendi düşünce, duygu ve
değerlerine çok önem verirler ve kabul edilmesini isterler. Bu aslında
bir birey olarak varlığının, farklılığının, biricikliğinin onanma
isteğidir.


En son canfeda tarafından Çarş. Mayıs 19, 2010 12:25 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
avatar
canfeda
Müdür Yardımcısı
Müdür Yardımcısı

Aktiflik :
500 / 999500 / 999

Kadın
İtibar : 7
Kayıt tarihi : 20/01/09
Mesaj Sayısı : 154
Konum : Ankara
Ruh Halin :

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Yapmacık Kabul

Mesaj tarafından canfeda Bir Çarş. Mayıs 19, 2010 11:44 am

Bir ergenin istek ve düşüncesinin kabul edilmemesine çok acı ve çarpıcı bir örnek:


[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]


Aslında her anababa çocuğunun ne istediğini anlar; anlar anlamasına da bunu çocuğuna söylemez, söylediği kendi görüşüdür. Anababalar çocuk yoğun duygular yaşarken kabul dilini değil de kabulsüzlük dilini (Gelecek yazılarda işleyeceğimiz iletişim engellerini) kullandıklarında çocuk kendini anlaşılmamış hisseder. Bunun sonuçları en hafifinden iletişim kazalarıdır.

Kabul olmazsa etkili iletişim olmaz, olamaz. Çünkü çocuğunuz, eşiniz….le sağlıklı iletişim kurmanız, onu anlamanıza, anlamanız zihinsel kabule(empati kurmanıza), karşı tarafın onu anladığınızı anlaması da kabul dili ile bunu ona söylemenize bağlıdır. Kabul gösterilmezse anlaşılmaz.

Adım adım ilerliyoruz. Kendi duygularınızı fark edip dillendirmeniz “Ben Dili” için; karşınızdakinin duygularını anlayıp kabul diliyle dillendirmeye başlamanız ise “Etkin Dinleme” için alt yapı hazırlayacak.

Bu konuyu bir uygulama ile bitirelim:

(Bu uygulamayı Yöret Vakfı’nda E.Ö.E çalışmalarını geliştirirken bir arkadaşımız gruba getirmişti, yaşamımda beni çok etkileyen bu uygulamayı kimden aldığımı ne yazık ki anımsayamıyor, adını yazamadan teşekkürlerimi iletiyorum.)

Sorunsuz bir zamanda eşinizle (Çocuğunuz yeterli olgunluktaysa onunla) karşılıklı oturun. Önce siz alttaki cümleleri ona teker teker sakin bir dille söyleyin. Her iki bölüm için de söylerken iç gözlem yaparak ne hissettiğinize bakın. Eşiniz de dinlerken her iki bölüm için ne hissettiğini fark etmeye çalışsın. Sonra rolleri değiştirin. Konuşma ve dinleme bittikten sonra duygularınızı paylaşın.



Kendi duygularınızı hissettikten sonra şu noktaya geleceğinizden eminim: “Ben nasıl kendim gibi olmak için bu Dünya’ya geldiysem yavrum, eşim de kendileri gibi olmak için bu Dünya’ya geldiler.”
Bu bakış açısına sahip olabilen bir ana/baba, artık kirazı daha çok sevdiği için vişne yavrusunu kiraz yapmak için uğraşmaktan vaz geçecektir. İşte bu kabul, o vişnenin bekli de dünyanın hayran olacağı bir vişne olarak gelişmesini sağlayacaktır.
Sevgili anneler, yukarıda “…. sorununu çocuğunuz yerine siz üstlenmiş olursunuz….”ifadesini bir cümle içinde kullanmıştım. Gelecek yazıda bunun ne anlama geldiğini tartışacağım. Sorun kimin?
Bu konu da bizim için çok yeni. Ne demek sorun kimin? Eğer çocuğum bana sorun yaratıyorsa, ne yapması/yapmaması gerektiğini; eğer onun bir sorunu varsa ne yaparsa bu derdinin biteceğini anlatırım, öyle değil mi? Acaba öyle mi?

“Sorun kimin ?” paylaşımında buluşmak üzere hoşça kalın. İlgilenenler için çalışmalar:

Yapmacık kabul ve yapmacık ret yapıp yapmadığınızı fark edin ve kabul cümlelerinizi çocuğunuza söylemeye başlayın. (Bana kızıyorsun, yemek yemek istemiyorsun, oyuncağını bulamıyorsun, ………….başardığın için çok sevinçlisin gibi)

annenotlari.com


(Birsen Özkan yazılarından metin ya da resimlerden alıntı yaparken
mutlaka yazarın adını belirtiniz. Aksi takdirde 5846 sayılı fikir ve
sanat eserleri yasasına göre suç işlenmiş olur.)
avatar
canfeda
Müdür Yardımcısı
Müdür Yardımcısı

Aktiflik :
500 / 999500 / 999

Kadın
İtibar : 7
Kayıt tarihi : 20/01/09
Mesaj Sayısı : 154
Konum : Ankara
Ruh Halin :

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz