Üç Benlik Durumu

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

Üç Benlik Durumu

Mesaj tarafından canfeda Bir Çarş. Mayıs 19, 2010 12:08 pm

[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]


"Ödülsüz cezasız
çocuk yetiştirmek"
bölümünde, Thomas Gordon kitaplarını
Türkiye'ye getiren ve Gordon'un Etkililik Eğitimi üzerinde çalışmalar
yapan eğitimci Birsen Özkan'ın yazıları bulunuyor. Yazıları baştan
itibaren sıra ile okumanızı tavsiye ediyoruz.

5- Üç Benlik Durumu


Merhaba Sevgili Anneler,
Dördüncü
yazımı “Neden insanların çoğu, biz bilincine ulaşamadan yaşamlarını
tüketiyorlar?” diye sormuş ve bunun nedenini Eric Berne’nin kişilik
kuramı olan Transaksiyonel Analiz’in de (TA) buldum”, diyerek
bitirmiştim.
Eric Berne diyor ki ister yetişkin , ister çocuk olsun
her insanın üç benlik(ego) durumu vardır.

[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]

Anababa (AB) benlik
durumu:
Nesilden nesile geçirmek istediğimiz din,kültür,
değerler, görgü, doğrular, yanlışlar, güzeller, çirkinler, …meliler,
…..malılar….ı içerir.

Yetişkin (Y) benlik durumunda
ise “ burada ve şimdi” kaynaklı davranışların dayandığı bilgi ve
gerçekler vardır. Örneğin AB benlik durumundaki din kurallarına karşın Y
benlik durumunda hukuk kuralları geçerlidir.

Çocuk (Ç)
benlik durumu
nda da duygular hakimdir.

[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]

Berne, AB benlik durumunu ikiye
ayırıyor: Koruyan AB, eleştiren AB. Ç benlik durumunu da ikiye
ayırıyor: Doğal çocuk, uyarlanmış
çocuk.
Şöyle bir senaryo düşünün: Akşam yemeğinizi yemişsiniz, tv de
çocuğunuzla (3 yaşında diyelim)birlikte izleyebileceğiniz bir film var.
Mısırları da patlatmış keyifle tv karşısına geçmişsiniz. Hiç hesapta
olmayan bir şey oluyor, kapının zili çalıyor, açıyorsunuz, aile
dostlarınız karşınızda… “ Haber vermedik ama, yabancı mıyız, uygun
değilseniz söylersiniz diye düşündük, geldik”, diyorlar. Böyle bir
durumda Türk aileleri genellikle nasıl davranır? Belki siz de böyle
davranıp “Aaa ne demek çok iyi etmişsiniz, buyurun, buyurun” derken
miniğiniz henüz kurallar ve , meliler, malılarla “eğitilemediği !!” için
“Niye geldiniz ki? Biz baş başa film izleyecektik,” deyiverir. Çünkü
henüz doğal yanını kaybetmemiştir .O zaman yine genellikle nasıl
davranılır? “Çok ayıp, nerden çıkarttın bunu Emel Teyzenlerin gelmesi
bizim çok hoşumuz gitti, özür dile bakayım.”diyerek çocuğumuzun doğal
yanını törpüleyerek onu sosyalleştirmeye/terbiye etmeye çalışırız.(
Böyle bir durumda çocuğun dürüst olma ile yalan söyleme açısından
kafasının nasıl karıştığından, kendini ve anababasını değerlendirme
konusunda nasıl açmazlara düştüğünden şimdilik söz etmiyorum, çünkü
konumuz TA daki benlik durumlarını açıklamak.)

Bazı çocuklar
uysal bir mizaç ile dünyaya gelirler. Böyle çocuklar tembihlere,
eleştiri ve uyarılara daha çok boyun eğer ve “uslu çocuk” olurlar. Ama
hırçın mizaçlı çocuklar eleştirileri, uyarı ve tembihleri kabul etmez,
tepki verir ve giderek “asi çocuk” olurlar.


Uslu ve asi çocuklar doğallıklarını kaybetmiştir.
Uyarlanmışlardır.
Uslu çocuk azarlanmamak, beğenilmek için
kendi istediği gibi davranamaz. Asi çocuk ise anababasının dediğine
karşı çıkmak için kendi istediği gibi davranamaz. Bir kitapta asi
çocuk davranışını çok güzel tanımlayan bir örnek okumuştum: On dört
yaşında bir genç kız çok beğenerek bir tişört satın alıyor. Sevinçle
mağazadan çıkıyor ve yıldırım gibi geri dönerek satıcıya “Annemle babam
beğenirse geri getirebilir miyim?” diye soruyor. Çünkü onun amacı artık
anababasıyla inatlaşmaya dönüşmüştür. Bu uğurda kendi isteklerini bile
gerçekleştiremez.

TA ya göre, bir insan başka bir insanla
iletişime geçtiğinde kendi benlik durumlarından birinden,
karşısındakinin benlik durumlarından birine doğru konuşur. Hangi benlik
durumundan, hangi benlik durumuna doğru konuşacağına Y benlik durumu
karar verir. Y benlik kişiliğin maestrosudur. Kararları AB ve Ç benlik
durumlarının isteklerini de göz önüne alarak verir. Bezen yetişkin olur,
bilgi ve gerçeklerle konuşur; bazen AB yanını ortaya çıkartıp
korur-kollar, eleştirir; bazen de doğal, uslu ya da asi çocuk yanını öne
çıkartıp ilişki kurar.

Örnekleyelim ve Gordon öğretisi ile
bağlantısını görmeye çalışalım.

[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]

Erkek bilgi istiyor, eşi de
bilgi veriyor, yetişkin yetişkine bir iletişim. İletiler paralel ve
birbirini bütünleyici.

[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]

Erkek Y den Y e ileti
gönderiyor, eşi eleştirel AB yanından yanıtlıyor. İletiler çapraz
oluyor. Bu durum bir çatışmanın varlığını gösteriyor. (TA da iletilerin
paralel olmaması her zaman çatışma anlamına gelmez. Ancak konumuz tam
olarak TA olmadığı için Gordon’la ilintileyebileceğim örnekleri
alıyorum.)

[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Bu örnekte erkek eleştirel AB yanından eşinin uslu çocuğuna
sesleniyor, eşi de uslu çocuktan EAB ya yanıt veriyor. Burada iletiler
çakışmadığı için görünürde sorun yoktur. Böyle baskın bir kişi
karşısında kimse konuşamadığı için tartışma bile olanaksızdır. Ama
derinlerde çok büyük sorunlar vardır. Böyle bir ilişkinin sonu ya
hastanede, ya mahkemede ya da hapishanede biter!

Bu örnekte de
bir anne çocuk olsun:

[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]

Çocuk muhabbet kuşu öldüğü için
çok üzgün ve annesinin koruyan yanına seslenip şefkat arıyor. Ama anne
yavrusunun duygularını anlayacağı yerde “İşte şimdi eğitimin sırası”
deyip nutuk çekmeye başlıyor. Neden bu anne böyle davranıyor? Çünkü Y
benliği güçlü değil. Eğer güçlü olsaydı Y benliğinden konuşmaz koruyan
AB yanını öne sürerek duygular üzerinde kalırdı. (Gordon’a göre etkin
dinlerdi), çocuğunu rahatlattıktan sonra belki, kendi doğal çocuğundan,
çocuğunun doğal çocuğuna ileti göndererek kendisinin de çocukken bir
hayvanının öldüğünü, o zaman kendisinin de şimdi onun üzüldüğü gibi
üzüldüğünü anlatarak bir sohbete girişebilirdi.
avatar
canfeda
Müdür Yardımcısı
Müdür Yardımcısı

Aktiflik :
500 / 999500 / 999

Kadın
İtibar : 7
Kayıt tarihi : 20/01/09
Mesaj Sayısı : 154
Konum : Ankara
Ruh Halin :

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Üç Benlik Durumu

Mesaj tarafından canfeda Bir Çarş. Mayıs 19, 2010 12:09 pm

Bu TA modellerini niye anlattım. Şu cümleyi söyleyebilmek için:

Karşımızdaki insanın hangi benlik durumuna doğru daha çok konuşursak onun o benlik durumu büyür, güçlenir.

[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]

AB-Ç toplumu tipik bir Türk toplumu. Yalnız kendi çocuğunu değil, başkalarının çocuklarını bile koruyup kollayan, eleştiren güçlü bir AB yanımız var. Bizim çocukluğumuzda komşu teyzeler, bakkal amcalar bile terbiyemize karışırlardı. En müdahaleci olmayan büyükler bile, hatalarımızı düzeltsin diye, iyi niyetle mutlaka annelerimize söylerlerdi. Hele öğretmenler korkulu rüyamızdı. Öğretmenlikleri okulda bitmezdi ki….Mahallemizde çok güzel bir sinema vardı. Arkadaşlar toplanıp giderdik. Salon ya da balkon bileti aldığımız halde bizi mutlaka locaya oturturlardı. Mahallenin genç kızlarını korumak onların boyunlarının borcuydu. Bizler onların evlâtları, kardeşleriydik. Sözün özü yalnız anababalarımız değil, tüm büyükler bizlerin çocuk yanımızın büyük olmasında etkindiler doğrusu. Biz çocukların görgüsü buydu, çocuklar korunur kollanır, daha çok da terbiyeli olsunlar diye eleştirilirdi. Gördüğümüz büyük modeli buydu. Büyüklerin bu davranış ve tutumları çocukların beyinlerinde bir paradigma oluşturdu: Anababalar/büyükler çocukları karumalı kollamalı, doğruyu bulmaları için eleştirmelidir. Sonra o çocuklar büyüyünce, yetişkin benliğin ne olduğunu bilemeden anababa oluyor ve onlar da aynı tutumu çocuklarına gösteriyorlardı.

Geçmiş zaman kullandım ama şimdi de durum farklı değil. Trafikte çok sık rastladığımız olaylardan biri, hiçbir hasar olmasa bile birbirine çarpan/değen arabaların sürücülerinin hemen arabalarından inip kavgaya tutuşmaları değil midir ? Bu durum biz Türklerin AB ve Ç benlik durumlarımızın büyüklüğünü göstermez mi? Ne zaman ki çarpışan arabaların sürücüleri kavga etmeyip bir birlerine geçmiş olsun dilekleriyle onarım için kartlarını verecekler, işte o zaman Türk toplumunun Y benliğinin de büyüdüğünü anlayacağız.

Yetişkin Toplumu: Amerikan toplumu buna örnek olabilir. Sevgi, şefkat az, bireysellik çok. Hangisi daha sağlıklı dersek sanırım bizim durumumuz daha iyi. Çünkü yetişkin benliği güçlendirmek için bir paradigma değişikliği ile iletişim tekniklerine ihtiyacımız var ki bunlar öğrenilebilir şeyler. Ama şefkat öğrenilmez yaşanır. Varsa vardır, yoksa yoktur. Belki bu nedenle neredeyse her yetişkinin bir psikiyatristi var Amerikada.

Empatik toplum: İdeali bu. Dengeli benlik durumları gösteren bir kişilik yapısına sahip bireylerden oluşmuş bir toplum. Dilerim yetişkin benliği güçlü çocuklar yetiştirebiliriz ve empatik bir topluma doğru gelişiriz.
TA bize, daha önceki yazılarımda verdiğim bilgilerin doğruluğunu göstermiş oluyor.
Bizler çocukalarımızla kurduğumuz iletişimimizde genellikle AB-Ç çaprazında kaldığımız için çocuklarımızı n çocuk benlik durumlarının uyarlanmış çocuk yanı büyüyüp gelişiyor, bunun sonucunda da istediğimizin tersi gerçekleşerek (ister uslu ister asi olsun) kendine güvenen değil, bize güvenen; bağımsız değil, bize bağımlı hale geliyorlar.
Şimdi diyebilirsiniz ki koruyup kollamanın nesi yanlış. İstenmedik davranışlarını düzeltmezsek doğrusunu nasıl öğrenecekler? Bu düşünceye katılıyorum, tabii koruyacağız, tabii kollayacağız ve tabii düzelteceğiz ama, biz Türk toplumu olarak bunları ne zaman yapacağımızı ya da yapmayacağımızı bilemiyoruz. İşte Gordon bize ne zaman dinleyeceğimizi, ne zaman konuşacağımızı, ne zaman sorun çözeceğimizi, en önemlisi de eğitimin ne zaman yapılırsa etkili olabileceğini öğretiyor.

Gordon öğretisi ile sen dilini ve iletişim engellerini terk ederek çocuğumuzun çocuk benlik durumunun daha fazla güçlenmesini önleyeceğiz. Etkin dinleme, ben dili ve kazan-kazan felsefesiyle sorunları çözerek de yetişkin benlik durumunu güçlendireceğiz.
Böylece binlerce yıldır süregelen değişmezliği değiştireceğiz.

Gelecek yazıda Gordon’un “Etkili İletişim Becerileri” ne başlıyoruz.

Sevgilerimle.

BİRSEN ÖZKAN


(Birsen Özkan yazılarından metin ya da resimlerden alıntı yaparken mutlaka yazarın adını belirtiniz. Aksi takdirde 5846 sayılı fikir ve sanat eserleri yasasına göre suç işlenmiş olur.)

annenotlari.com
avatar
canfeda
Müdür Yardımcısı
Müdür Yardımcısı

Aktiflik :
500 / 999500 / 999

Kadın
İtibar : 7
Kayıt tarihi : 20/01/09
Mesaj Sayısı : 154
Konum : Ankara
Ruh Halin :

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz