Birsen Özkan'la Etkili Aile Eğitimi

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

Birsen Özkan'la Etkili Aile Eğitimi

Mesaj tarafından canfeda Bir Çarş. Mayıs 19, 2010 12:31 pm

1-Birsen Özkan'la Etkili Aile Eğitimi

Anne
Notları Annelerine Merhaba,

Ben Birsen Özkan. Psikoloğum. Klinik
psikolog olmadığım ve 21 yıl okullarda çalıştığım için kendime eğitimci
demeyi daha çok yakıştırıyor ve seviyorum.

Size önce Dr. Thomas
Gordon’un Etkililik Eğitimi ile nasıl tanıştığımı anlatmakla başlamak
istiyorum.

1988 yılında Serra Cider çevirisiyle bir kitap
okumuştum: “Etkin Ebeveyn Eğitimi” olarak çevrildiğini anımsıyorum. Çok
naif bir dille çevrilmiş olan, yaşamımı ve mesleki çalışmalarımı
tümden değiştiren kitap beni çok heyecanlandırmıştı. Bu öğretiyi tüm
anababa ve öğretmenlerin öğrenmesi gerek (!) diye düşündüm ve hemen
kitabı özetleyen bir seminer hazırladım. Zaten okullarda cinsel eğitim
seminerleri veriyordum, iletişim seminerlerine de Bu kitap sayesinde
başlamış oldum. Seminerim o prematüre haliyle bile çok tutulmuştu.

Yazarın
başka kitapları olduğunu da öğrenmiştim. Amerika’dan getirttim. Ve İng.
Öğretmeni arkadaşım Emel Aksay’la çeviriler başladı:

Etkili
Öğretmenlik Eğitimi E.Ö.E (19 baskı)

Etkili Anababa Eğitimi
E.A.E (19 baskı)

Etkili Anababa Eğitiminde Uygulamalar (18 baskı)

Etkili
Liderlik E.L.E

Doktor Hasta İşbirliği

Çocukta Dış
Disiplin mi İç Disiplin mi?(Bilmiyorum)

Gordon yöntemi ile her
kesime seslenmişti.

E.A.E, Üniversite hastanelerinin psikiyatri
ve çocuk psikiyatrisi bölümlerinde anababalara önerilen kitap oldu.
(Çünkü anababalar çocuklarının kabul edilemez davranışları için,
genellikle kendilerinin bu davranışlara neden olup olmadıklarını
sorgulamaksızın çocuğu “düzeltmesi” için bir psikoloğa ya da
psikiyatriste götürürler. Oysa sorunun nedeni çocukta değil, çoğunlukla
yanlış iletişimdedir.)

E.Ö.E , Talim Terbiye Kurulu tarafından
yuvalar için önerildi. Şimdi bir çok üniversitenin eğitim fakültelerinde
ders kitabıdır.

Anne Notları’ndaki yazışmalarda E.A.E ve Çocukta
dış Disiplin mi İç Disiplin mi? kitapları ana kaynak olacaktır.

Bu
öğretiyi niye çok önemsedim? E.A.E ye yazdığım “ön söz” den bazı
alıntılar yapayım:

“Artık büyü okuluna git, oku. Sokaklarda
dolaşma. Sabah akşam bana eziyet ediyorsun. Eğlence uğruna zamanını boşa
geçiriyorsun” (Veli seminerlerinde bu sözlere katılıp katılmadıklarını
sorarım, içtenlikle katıldıklarını söylerler) Bu sözler Sümerlerden
kalma bir tabletten alıntıdır. Ortalama dört bin yıl önce söylenmiş
sözlerin güncelliğini bu denli koruması şaşırtıcı değil mi?

Bu
değişmezlik, bence üzerinde önemle düşünülmesi gereken bir konu. Her şey
hızla değişiyor ama çocuk eğitimi binlerce yıldır hep aynı ! Bilimsel
düşünenler, neden sonuç ilişkisini bilenler, bir deneyin aynı koşullar
altıda sayısız kere de yinelense aynı sonucu vereceğini bilirler. Bu
gerçekten yola çıkıp sorabilir miyiz? İletişim de bir neden sonuç
ilişkisi midir? Onu da laboratuara sokabilir miyiz? Nedir Sümerlerden
–belki de ilk insanlardan- bu yana değişmeyen laboratuar koşulları ki,
büyüklerle küçükler arasındaki iletişim deneyi hep aynı sonucu veriyor :
Karşılıklı olarak birbirini anlayamamak, yani iletişimsizlik.

Bu
sonucun nedenleri, diğer deyişle laboratuar koşulları, anababaların
kendi anababalarından öğrendikleri belki inanarak, belki de başka bir
yol bilmedikleri için zorunlu olarak uyguladıkları eğitim anlayışında
saklı. Bu anlayış, üst-ast ilişkisi içinde çocuklarımızın bize göre
yanlış olan davranışlarını, yanlışı yaptıkları anda kendi doğrularımız
doğrultusunda düzeltmemize dayanıyor. Anababa olarak yaptığımız,
çocuklarımızın beğenmediğimiz yönlerini törpüleyerek onları
değiştirmeye çalışmak.
Böyle yaparak onların gelecekte ‘daha
iyi’ insanlar olacaklarına inanıyor ve tüm enerjimizi bu yönde
kullanıyoruz. Böyle yapınca onlar üzerinde etkili olmamız bir yana,
çocuklarımızı kendimizden uzaklaştıran ‘iletişim kazaları’ yaratmış
oluyoruz.

Hiçbir anne/babanın iyi niyetinden kuşku duyulmaz.
Ancak mutlu bir ilişki ve sağlıklı çocuklar yetiştirmek için iyi niyet
yetmiyor, Niyetler iyi olsa da yöntemler yanlış olunca etkili sonuç
yerine, çocuğumuz ergenliğe geldiğinde ‘ kuşak çatışmaları’ ile karşı
karşıya kalıyoruz.

İşte Etkili Anababa Eğitimi bizlere eski
iletişim deneylerimizin laboratuar koşullarını tümden değiştiren ve
biraz çabayla kolayca uygulanabilecek yeni bir seçenek sunuyor.

Bize
göre yeni olan bu yöntemle çocuklarımızı değiştirmekten vazgeçip daha
kolay bir şey yapacağız: Kendimizi değiştireceğiz.
Kendimizi değiştirerek çocuğumuzun üzerinde biçimsel etkimizi azaltarak,
özde etkimizi çoğaltacak ve binlerce, binlerce yıldır uygulanan değişmezliği
değiştireceğiz.


Böylece – hep özlediğimiz gibi-
çocuklarımız sorumluluk duygusu gelişmiş, özdenetim yapabilen, kendini
ve başkalarını sayan, hak yemeyen, hakkını yedirmeyen, kendine ve
insanlara güvenen, kendisi ve ‘Dünya ile barışık’ mutlu, atılgan
bireyler olabilecekler.”

Gordon Öğretisine öğreti denebilir mi?
Şeklen hayır. Çünkü bu kitapların kuramını yazılı olarak vermiyor
Gordon. Oysa okuyunca ve uygulayınca anlaşılıyor ki, “Eğer önem
verdiğiniz ilişkilerinizde kazan- kazan felsefesine inanıp ona göre
davranırsanız………………………-yukarıda saydığımız- nitelikleri taşıyan çocuklar
yetiştirip mutlu olabilirsiniz” diyor, çocuk yetiştiren anababa,
öğretmen ve çocukla ilgilenen büyüklere.

Aşağı yukarı yirmi
yıldır uyguladığım bu öğreti ile aile ikliminin yumuşadığını ve
gerçekten atılgan çocuklar/gençler yetiştiğini yaşayarak gördüm.
Tehlikeye giren evliliklerin kurtulduğuna tanık oldum.

Ancak
Gordon kitaplarını biraz kafa karıştırıcı biçimde yazmış. Sonraki
yazımda kazan-kazanı sağlayabilmek için iletişim becerilerinin hangi
sırayla uygulanılmasının doğru olacağını anlatacağım. Becerilere
geçmeden önce de şu anda iletişimde hangi noktada olduğumuzu saptamanın
öneminden söz edeceğim. Önemli olan önce çocuk yetiştirme anlayışımızın
adını koymak.

Şimdilik bir giriş yapalım: Acaba çocuğunuzla
iletişiminizde;

“Ben büyüğüm, doğruları ben bildiğim için benim
dediğim olur” yaklaşımında mısınız?

“O henüz minnacık onun
dediği olsun, üzülmesin” diyenlerden misiniz?

Önce sabır,
sabır……. gösterip dayanamayacak noktaya geldiğinizde başa dönenlerden
misiniz?

Yoksa, kendinizi yok saymadan; çocuğunuzun da yaşı,
boyu ne olursa olsun onu kendinizle aynı haklara sahip bir “birey”
olarak görüp üst-ast ilşkisi kurmadan kazan-kazan diyenlerden misiniz?

Gelecek
yazıda buluşmak üzere zor, ama kutsal göreviniz kolay gelsin.


(Birsen Özkan yazılarından metin ya da resimlerden alıntı
yaparken mutlaka
yazarın adını belirtiniz. Aksi takdirde 5846 sayılı
fikir ve sanat
eserleri yasasına göre suç işlenmiş olur.)
avatar
canfeda
Müdür Yardımcısı
Müdür Yardımcısı

Aktiflik :
500 / 999500 / 999

Kadın
İtibar : 7
Kayıt tarihi : 20/01/09
Mesaj Sayısı : 154
Konum : Ankara
Ruh Halin :

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön

- Similar topics

 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz