Dost Kazanmak ve İnsanları Etkileme Sanatı

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

Dost Kazanmak ve İnsanları Etkileme Sanatı

Mesaj tarafından canfeda Bir Salı Mayıs 18, 2010 10:34 pm

[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]


Carnegie, Missouri’de tren yoluna on mil uzaktaki bir çiftlikte
doğmuş ve 12 yaşına kadar araba-tramvay görmemiştir. Fakat bu çocuk Hong
Kong’dan Kuzey Kutbu’na kadar dünyanın dört bucağını dolaşmayı, bütün
kurumların yöneticilerine ders vermeyi başarmıştır. Güney Dakota’da
sığır çobanlığı yapan bir çocukken, İngiltere’de veliahtın himayesinde
konferans veren birisi olabilmiştir.
Carnegie yaptığını şöyle açıklıyordu:
‘İnsanların korkularını yenmelerine çalışıyorum. Başarısızlık,
korkunun neticesidir. Korkularının yenenler, kendilerine güveniyorlar,
atak oluyorlar.
Gün geçtikçe kurslarıma katılanların yalnız etkili konuşmak değil,
sosyal münasebetlerden başarı sağlamanın diğer yollarını da öğrenmek
ihtiyacında olduklarını gördüm.
Teknik bir meslekte bile başarının % 15 bilgiye, % 85 insanları idare
etme sanatındaki maharete bağlı olduğu ortaya çıkmıştır.
Yaşayan meşhurlarla yüz yüze görüşmeler yaptım. Marconi, Roosevelt,
Young, C. Gable, Pickford, Johnson bunların arasındaydı.
Yanımda çalışan 314 kişi bana selam bile vermezdi. Beni gördüklerinde
yollarını değiştirirlerdi. Şimdi 314 düşmanım yerine, 314 dostum var.
Çünkü artık onları başaramadıkları ile değil, başarabildikleri ile
değerlendiriyorum. Azarlayarak değil, takdir ederek yaklaşıyorum’.
İNSANLARI İDARE ETMENİN
TEKNİK ESASLARI

1-Tenkit Çok Tehlikeli Bir Kıvılcımdır
Yıllarca birçok cinayet işlemiş, insanları sindirerek haraca
bağlamış, bir sürü soygun yapmış insanlar bile suçlu olduklarına
inanmadıklarına göre, sizinle her gün görüşen insanlar, tenkitlerinizin
doğru olduğunu hemen kabul edecekler midir? Sert tenkitleriniz bir işe
yarayacak mıdır?
Bütün tenkitler yuvalarından uçan güvercinler gibi yuvalarına dönmeye
mahkumdurlar.
Tenkit, insanın en çok değer verdiği ‘benliğini’ yaralıyor. O’nun
hiddetlenmesine sebep oluyor.
Alman Ordusu’nda hiçbir asker olayın hemen sonrasında şikayette
bulunamaz. Önce hiddeti yatışacak, olayı daha soğukkanlı
değerlendirebileceği bir zaman geçecek, sonra şikayette
bulunabilecektir.
Karısı veya başkaları iç harp sırasında Güney halkı için ağır sözler
sarf ettiklerinde Lincoln şöyle diyordu: ‘Onları tenkit etmeyiniz. aynı
şartlar içinde bulunsaydık, aynı şekilde hareket edebilirdik’.
Dünyadaki karışıklıkların ve anarşinin birçok sebeplerinden biri de
kendisi düzeltilmeye muhtaç olan insanların dünyayı düzeltmeye
kalkmalarıdır.
Konfiçyus der ki: ‘Evinizin eşiğini temizlemeden, komşunuzun
damındaki karlardan şikayet etmeyiniz.
Çok tehlikeli bir kıvılcımdır tenkit. Bu kıvılcım, bir barut
fıçısından farksız olan insan gururunu anında infilak ettirebilir.
Büyük adam, küçük adamlara karşı takındığı tavırlardan anlaşılır.
2-İnsanları İdare Etmenin Büyük Sırrı
İnsanlara iş yaptırmanın en kestirme yolu insanlarda o işi yapma
arzusu uyandırmaktır. İnsanlara tehditle, zulümle, kaba davranışlarla da
iş yaptırmak mümkündür ama bu tarz davranışların, katlanmanız gereken
ağır neticeleri vardır.
Samimi bir takdiri, iltifatı hangimiz özlemeyiz? Hangimiz bulduğumuz
zaman reddederiz?
Yoksul bir bakkal çırağını bir evin döküntüleri arasında bulduğu
hukuk kitaplarını okumaya sevk ederek sonunda onu Lincoln yapan duygu
önemli olma arzusuydu.
George Washington kendisine Haşmetli Birleşik Devletler Başkanı
denilmesini isterdi. Kristof Kolomb Okyanus Amirali ve Hindistan Naibi
ünvanını istemişti. İmparatoriçe Büyük Katerina üzerinde İmparatoriçe
Hazretleri yazmayan zarfları açmazdı.
Bazı ilim adamlarına göre, yaşadığımız dünyada önemli olma fırsatı
bulamayanlar kendilerine ayrı bir dünya kuruyorlar. O dünyada çok önemli
biri olarak yaşıyorlar.
Ben insanlara heyecan verebiliyorum. İnsanın yeteneklerini
geliştirmesi ve kullanması takdir ve teşvik edilmesine bağlıdır.
İdarecilerin tenkitleri kadar insanın çalışma ve başarma ihtirasını
öldüren bir şey yoktur. Ben insana hız vermek için O’nu överim.
İnsanlarda kusur bulmaktan nefret ederim. Beğendiğim bir şeyi takdir
etmekte gecikmem. Bundan da zevk alırım. Ünü makamı ne olursa olsun
tenkit yerine iltifat duyup da daha çok gayrete gelmeyen hiç kimseyi
tanımadım.
Burada kendisinden daha akıllı ve yetenekli insanları etrafında
toplamayı bilen bir adam yatıyor.
İnsanların iyi taraflarını düşünelim. Bunları takdir edelim.
Takdirimizi söyleyelim. O zaman bu sözleriniz siz öldükten ya da
söylediğinizi unuttuktan sonra bile söylediğiniz insanlarda yaşarlar.
3-Oltaya Uygun Yem Takmayanlar, Balık Tutamazlar
Ben kremalı çilekten hoşlanırım. Balıklar ise kurt yemeyi seviyorlar.
Onun için Maine üzerinde balığa çıktığımda oltaya kremalı çilek takmayı
aklımdan bile geçirmem. Oltamdaki kurtlara koşan balıkları kolaylıkla
avlayabilirim. İnsanları elde etmek için de aynı yolu takip etmek
mecburiyetindeyiz. İşte, vazgeçilmez kural: Oltaya doğru yemi takmak…
Bir insanı etkilemenin biricik çaresi, onun istekleriyle ilgilenmek,
onun isteklerine değer vermek, onun isteklerinin önemini kabul etmektir.
Oğlunuza saatlerce sigara içmemesini istediğinizi anlatsanız ne elde
edebilirsiniz? Sizin bu isteğiniz onu niçin etkilesin? Siz onun isteğini
ön plana çıkarın. Oğlunuz futbolu çok mu seviyor? Ona sigara içtiği
takdirde iyi bir futbolcu olamayacağını anlatın. Kendi isteğinin
gerçekleşemeyeceği ihtimali onu daha çok etkileyecektir.
Prof. Harry A. Averstreet şöyle yazar: ‘Davranışlarımızın kaynağı
arzu ve isteklerimizdir. Hangi alanda çalışıyor olursanız olun,
başkalarında kuvvetli bir istek meydana getirebilirseniz insanlar
yanınızda olur. Bunu başaramayan yalnızlığa mahkumdur.
Carnegie, ilk oğlundan uzun zaman mektup alamadığı için üzgün olan
baldızına ‘Endişelenme’ demişti: ‘Şimdi onlara bir mektup yazacağım ve
derhal cevap gelecek’ Carnegie annelerini ihmal eden çocuklara bir
mektup yazdı ve zarfın içinde para yolladığını söyledi. Derhal cevap
geldi: ‘Mektubunuzu aldık. Ama zarfın içinden para çıkmadı’.
Yarın siz de belki başkasına bir şey yaptırmak isteyeceksiniz.
Kendinize sorun: ‘Bu adamın (veya bu kadının) bu işi yapmak istemesini
nasıl sağlayabilirim?’
Başarının bir sırrı varsa, karşınızdakinin bakış açısını kavramak ve
onun gözüyle görebilmektir.
Kendisini başkalarının yerine koyup, onları anlayabilen kimsenin
geleceği için kaygı duymasına gerek yoktur.
İnsan tabiatının en zaruri ihtiyacı kendini tanımak ve ifade
etmektir.
avatar
canfeda
Müdür Yardımcısı
Müdür Yardımcısı

Aktiflik :
500 / 999500 / 999

Kadın
İtibar : 7
Kayıt tarihi : 20/01/09
Mesaj Sayısı : 154
Konum : Ankara
Ruh Halin :

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Dost Kazanmak ve İnsanları Etkileme Sanatı

Mesaj tarafından canfeda Bir Salı Mayıs 18, 2010 10:35 pm

[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]


SEVİLMEK İÇİN ALTI YOL
1-Başkaları ile ilgileniniz.
Tippy herkesi severdi. O, herkesi sevdiği için de herkes onu severdi.
Psikoloji ilminin zirvelerinden Alfred Adler diyor ki: ‘Başkaları ile
ilgilenmeyen insanlar hayatta daima büyük güçlüklerle karşılaşmaya
mahkumdurlar’.
Roosevelt, yerini Taft’a bıraktıktan sonra bir gün Beyaz Saray’ı
ziyaret etmişti. Bütün görevlileri, hizmetçileri hatta mutfakta çalışan
kadınları bile isimleri ile selamlamıştı. Archie Butt diyor ki:
‘Roosevelt mutfakta çalışan Alice’i gördüğünde ona hala çavdar ekmeği
yapıp-yapmadığını sordu. Alice de ona, yaptığını, ama yalnızca
hizmetçilerin yediğini söyledi. Roosevelt, Alice’in tepsi içinde ikram
ettiği bir dilim çavdar ekmeğini yiye yiye bahçeye çıkmış, bahçıvan ve
işçileri selamlamıştı. Bu adamlar o günü gözyaşları içinde hatırlarlar.
Bunlardan Ike Hoover der ki: ‘O gün, son iki yıl içinde mutlu olduğum
tek gündü’.
Telefonla konuşurken bile muhatabınız ses tonunuzdan bu konuşmadan ne
kadar mutlu olduğunuzu anlamalıdır. Sizin ona değer vermeniz, onu size
samimi olarak yaklaştıracaktır.
Başkalarına karşı samimi ve derin bir ilgi gösteriniz.
-Gülümseyiniz
İnsanın yüzünde taşıdığı, sırtında taşıdığından daha önemlidir.
İnsanları hareketleri kelimelerden daha yüksek bir sesle konuşur.
Kelimelerinin dilini pek sevmediğimiz nice insanlara hallerinin güzel
dili yüzünden bağlanıveririz.
Büyük bir şirketin yöneticisi ‘İşe alacağım insanları seçerken,
gülümsemeyi bilen bir lise mezununu, asık suratlı bir üniversite
mezununa tercih ederim’ demişti.
Gülümseyin. Öyle samimi ve sıcak olunuz ki, her sıktığınız ele,
ruhunuzu da katınız.
Düşmanlarınızı düşünerek zaman kaybetmeyin.
Korkuya kapılıp hedef değiştirmeyiniz.
Aklınızı hedefinizde yoğunlaştırınız.
Güçlü ve faydalı olma düşüncenizi zihninizde yaşattıkça gerçekten de
öyle olmaya başladığınızı göreceksiniz. Siz ısrar ettikçe fırsatlar
çıkacaktır.
Fikir, imanla bağlanırsa, kudret haline gelir. İmanla bağlanın.
Cesur, açıkgöz ve neşeli olun.
Kalbiniz neye bağlanırsa, varlığınız onun mahiyetine bürünür.
Bürüneceğiniz mahiyeti doğru tespit edin.
3-İsimleri Hatırınızda Tutunuz
Sıradan bir adam bile kendi ismine dünyadaki bütün isimlerden fazla
önem verir.
Bir insanı uzun zaman sonra hatırlayıp, ismi ile hitap etmek, büyük
bir iltifat kabul edilir. Fakat ismi yanlış hatırlasanız veya yanlış
telaffuz ederseniz, bu, zararlı olabilir. Adam yeterince önemsenmediğini
düşünüp, gücenebilir.
Eserlerini kendilerine ithaf ettirmek için yazarlara para teklif eden
zenginleri de biliyoruz. Siyasal adamlarının aldıkları ilk ders şudur:
‘Bir seçmenin ismini hatırlamak devlet idaresine hazır olmanın ilk
şartıdır. Başkalarının isimlerini hatırınızda tutunuz. Çünkü bir insan
için dünyanın en tatlı ve önemli sesi, kendi ismidir.
4-Dinlemeyi Biliniz
Dinleyen birisini bulduğunuzda dinletmeyi sevmeyenimiz yoktur.
Heyecanlı dikkat ve ilgiden zevk almayacak insan yoktur.
En sert, en saldırgan, tenkitçiler bile sabırlı ve sevimli bir
dinleyici karşısında yumuşarlar. Böyle dinleyiciler zehirini akıtan
tenkitçinin dilinin tutulacağını bilirler ve sabırla zehirini akıtmasını
beklerler.
Detner Yünlüler Şirketi’nin 15$’lık borcu için mektup yağmuruna
tuttuğu bir müşteri, şirketin kurucusu Julian F. Detner’in odasına öfke
ile dalmıştı: ‘Muhasebeniz hesabımı yanlış tutmuş. Size borcum falan yok
15$ ödemeyeceğim gibi, bir daha on paralık alışveriş de yapmayacağım’
diye gürleyen müşteriyi Detner dikkatle dinlemişti:
-Hiç sözünü kesmedim. İçini boşalttı. Rahatladığını görünce şöyle
konuştum: ‘Şikago’ya kadar gelip bu gerçekleri bildirdiğiniz için
teşekkür ederim. Siz dikkatli bir müşterisiniz. Hatayı binlerce hesapla
uğraşan memurlarımızın yaptığına eminim. Bir daha bizden alışveriş de
yapmayacağımıza göre, ben size diğer iyi firmaları tanıtayım’.
Çok etkilenmişti. Şikago’ya geldikçe beraber yemek yerdik. Bu defaki
yemek davetimin sonunda yüklü bir sipariş vererek ayrıldı. Birkaç gün
sonra da hesapları tekrar incelediğini, 15$’lık bir borcunun olduğunu
bildiren mektubu geldi. Bu adam oğluna Detner adını vermiş ve ölünceye
kadar dostumuz olarak kalmıştır.
Önemli insanlarla çok sevilen röportajlar yapan Isaac Marcosson der
ki: ‘Birçok insan dikkatle dinlemeyi bilmediğinden, iyi bir izlenim
bırakmaz. Bunlar hep daha sonra söyleyeceklerini düşündükleri için,
kulak açmazlar. Benim röportaj yaptığım büyük adamların hepsi de,
konuşmaktan çok, iyi bir dinleyici olmayı tercih ettiklerini
söylemişlerdir’.Karşınızdakini dinlemeyi biliniz. Başkalarına
kendilerinden bahsetme imkanı veriniz.
5-İnsanların İlgilerini Paylaşınız
Bir insanın gönlünü kazanmak için onun ilgilendiği konuları
konuşmanın çok etkili olduğu bilinmelidir.
Avrupa’da düzenlenen büyük bir izci toplantısına katılacaktık.
Oymağımdaki izcilerden birisi yol masrafını karşılayamayacak durumdaydı.
Dev şirketlerden birinin yöneticisinden bu çocuk için yardım istemeye
karar verdim.
Görüşmeye gitmeden önce şirket yöneticisinin bir zamanlar bir milyon
dolarlık bir çek yazdığını, karşılığı ödendikten sonra bu çeki çalışma
odasına astığını öğrenmiştim. Odasına girer girmez bu çekten bahsetmeye
başladım. Şimdiye kadar hiç bir milyon dolarlık bir çek görmediğimi,
şimdi böyle bir çeki gördüğümü izcilerime anlatacağımı söyledim.
Yöneticiden çekin hikayesini de anlatmasını istedim. Bana o günü, tekrar
yaşayarak, zevkle anlattı.
Görüyorsunuz ya, Chalif söze yardım isteği ile değil, yöneticiyi çok
heyecanlandıran bir konuyla başlamıştı. Bakalım bunun sonucunda ne elde
etmiş?
-Çek bahsi bitince yönetici candan bir ilgiyle ziyaretimin amacını
sordu. Ben de anlattım. O, bir değil, beş çocuğun masrafını
karşılayabileceğini söyledi. Bin dolarlık bir çek yazdı. Şirketin
Avrupa’daki şubelerine bize her konuda yardımcı olmalarını isteyen birer
mektup hazırlattı. Üstelik Paris’te bizi bizzat karşılayıp şehri
gezdirdi. Çek hikayesi aramızda öyle bir dostluk doğurdu ki, hala
elinden gelen hiçbir yardımı izcilerimden esirgemez. O gün sözlerime onu
çok ilgilen bir konu ile başlamamış olsaydım, herhalde bu başarıyı elde
edemezdim.
Karşınızdakilerin ilgilerini paylaşınız.
6-Başkalarına Önemli Birisi Olduklarını Hissettiriniz
Başkalarına, size nasıl davranılmasını istiyorsanız, öyle davranın.
Hepimiz saygı görmek, samimiyetle takdir edilmek isteriz. Hakkımızda
güzel sözler söylenilmesinden hoşlanırız. Önemli birisi olduğumuzun
farkedilmesinden mutluluk duyarız. Evet, hepimiz önemli birisi değil
miyiz?
Bu takdir etme uygulamasına başlamanız için Amerika’nın Ankara
Büyükelçisi ya da FIFA Başkanı olmayı beklemeyiniz. Herkesin takdir
edilmeye ihtiyacı vardır ve takdir etmesini bilmelidir. İşimiz dost
kazanmak değil mi?
Size zahmet verdiğim için üzgünüm’, ‘Rica ederim’, ‘Lütfen’,
‘Teşekkür ederim’ gibi söylenmesi hiç de zor olmayan cümleler
karşınızdaki insana kendisine değer verildiğini düşündüreceği gibi sizin
iyi yetişmiş olduğunuzu da gösterir. Başkalarına önemli biri
olduklarını hissettiriniz. Bunu samimiyetle yapınız.
avatar
canfeda
Müdür Yardımcısı
Müdür Yardımcısı

Aktiflik :
500 / 999500 / 999

Kadın
İtibar : 7
Kayıt tarihi : 20/01/09
Mesaj Sayısı : 154
Konum : Ankara
Ruh Halin :

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Dost Kazanmak ve İnsanları Etkileme Sanatı

Mesaj tarafından canfeda Bir Salı Mayıs 18, 2010 10:37 pm

İNSANLARI KAZANABİLMENİN
ON İKİ YOLU

1-Hiçbir Münakaşanın Galibi Yoktur
Bir münakaşayı kazanmanın en iyi yolu, o münakaşaya hiç girmemektir.
Uzun politika hayatım, bana bir gerçeği öğretti: ‘Cahil bir adamı
münakaşa yoluyla mağlup etmeye imkan yoktur.
2-Kimseye Yanlış Düşündüğünü, Yanlış Bir Şekilde Söylemeyiniz
Hiçbir zaman yüzde yüz isabetli davranamayacağınıza göre, niçin
yanlış hareket ettiklerini başkalarının yüzüne vurup duruyorsunuz?
Bir şey ispatlayacaksanız, bunu iddianızı ve niyetinizi belli etmeden
yapınız. Öğreniyormuş gibi davranarak öğretiniz. Hatırlamaya
çalışıyormuş gibi hatırlatınız.
Acaba yanlış mı düşünüyorum?
Çünkü bizim esas korumaya çalıştığımız şey fikirlerimiz değil,
şahsiyetimizdir.
3-Yanlışınızı Kabul Ediniz
Hatayı kabullenmek hatta üstlenmek aynı zamanda bir asalet işidir.
Üstün bir karakterin belirtisidir.
Yanıldığınız takdirde bunu çabuk ve kesin bir şekilde kabul ediniz.

4-İşe Dostça Başlayınız

Bir damla bal, bir varil ziftin çekemeyeceği kadar sinek toplar.
Nezaket ve dostluk, sertlikten kuvvetlidir.
5-Hayır’ın Geri Dönüşü Zordur
Söze doğrudan doğruya anlaşmazlık bulunan konulardan başlamayınız.
Başlangıç noktanız ortak düşünceleriniz olsun.
Muhatabınızın ilk sözlerinin ‘Evet’ olmasını sağlayınız. Muhatabınıza
konuşmanın başında ‘Hayır’ dedirtmeniz büyük strateji hatası olacaktır.
6-Şikayete Karşı Sigorta
Çok kimse düşüncelerini kabul ettirebilmek için çok konuşmaları
gerektiğini zanneder.
Değişik bir fikri dinlerken sabırsızlanıp lafa karışmayın. Kendi
fikrinizi ifade etmek için konuşmanın bitmesini bekleyin. Muhatabınızı
düşündüğü bir şeyi anlatması için teşvik edin. Bunu samimimi olarak
yapın. Konuşmasına müsaade etmediğiniz biri, sizin düşüncelerinizden
etkilenmez. Onun aklı, söyleyemediklerinde kalır.
New York Herald Tribune gazetesinin ekonomi sayfasındaki ilanda
yetenekli bir adam arandığı bildiriliyordu. Charles T. Cubellis de
müracaat etti ve mülakata çağırıldı. Cubellis mülakata girmeden önce
görüşeceği adam hakkında Wall Street’de epey bilgi topladı. Mülakat
esnasında şu bilgileri araya sıkıştırdı: ‘28 yıl önce büyük bir odada
tek memurla bu işe başladınız ve bu noktaya geldiniz değil mi? Sizinle
çalışmak, benim için şereftir’.
Hayattaki mücadelesini anlatmaktan hoşlanmayan adam var mıdır? Bu
adam da neler çektiğini, engelleri nasıl aştığını, işlerini nasıl
büyüttüğünü saatlerce anlattıktan sonra Personel Müdürü’nü çağırmıştı:
‘Aradığınız adam bu. Hemen işe başlatın’.
Cubelis önce bilgi toplamakla, sonra da bu bilgiler vasıtasıyla
karşısındaki adama uzun uzun konuşma, kendinden bahsetme imkanı vermekle
bir iş sahibi olmayı başarmıştı.
7-Düşüncelerinizi Başkalarına Söyletebilmenizin Önemi
Kendi fikirlerimize başkaları tarafından fikirlerden daha çok önem
veririz. Başkalarının fikirlerini daima belirli bir direnmeyle
karşılarız. Öyleyse fikrimizi kabul ettirmenin yolu nedir? Çok basit,
Kendi fikrimizi karşımızdakine sanki kendi fikriymiş gibi söyletebilmek.
Theodore Roosevelt New-York valisi iken siyasi liderlerin sıcak
bakmadığı işleri, onların onayını alarak yapıyordu. Nasıl mı?
‘Önemli bir makama atama yapacağım zaman, siyasi liderlere haber
verir, teklifte bulunmalarını isterdim. İlk verdikleri ismin yeterli
birisi olmadığını söyler, ikinci bir isim isterdim. Bunun da sakıncalı
olabilecek taraflarını anlatır başka bir teklifte bulunmalarını rica
ederdim. Bu, biraz daha iyi bir isim olurdu. Onlar benim istediğim adamı
teklif ettiklerinde ‘tamam’ derdim, ‘kabul ediyorum’. Böylece onların
istediği adamı atamış olurdum. Sonra da döner şöyle derdim: ‘Ben size
destek oluyorum. Şimdi sıra sizde.. Bu usulle hiç istemedikleri
konularda bile yanımda olmalarını sağlıyordum’.
Bir fikrimi ona, üzerine giderek kabul ettirmeye çalışmazdım. Laf
arasında şöyle bir dokunup geçerdim. fikrim, onda adeta demlenir, birkaç
gün sonra Wilson tarafından kendi fikriymiş gibi açıklanırdı.
Beni alacağım sonuç ilgilendirdiğinden, bu fikir benimdi demezdim.
Böylece demleme olunu devam edebilirdi. Wilson da öne sürdüğü fikirlerin
bana ait olduğunu anlamazdı bile.
Karşınızdaki insana fikrin kendisine ait olduğunu düşündürünüz.
Başkalarının, fikirlerinizi kendilerine mal etmelerinden kaçınmayınız.
8-Büyük Neticelerin Küçük Formülü
Çocuklar işbirliği yapmak, bir işi birlikte başarmak fikrinden çok
etkileniyorlar. Başarımı, olaya onların gözüyle bakmama borçluyum.
Unutmayın ki karşınızdaki insan hatalı olduğunu hemen kabul
etmeyecektir. Bu yüzden onu suçlamadan önce, düşüncesine kuvvet veren
sebepleri anlamaya çalışmalısınız. İnsanların düşüncelerinin sebeplerini
keşfederseniz. onun şahsiyetinin anahtarını ele geçirmiş olursunuz.
Kapıyı açmak kolaydır artık. Bunu sağlamak için kendinizi onun yerine
koymalısınız. ‘Onun yerinde olsaydım, onun şartları altında bulunsaydım,
nasıl hareket ederdim acaba?’
Olayları tam bir samimiyetle başkalarının bakış açılarından da
görmeye çalışınız.
9-Sempatinin Gücü
A-Bu şekilde insanların ihtiyacı olan şey sempati görmektir. Çocuk,
yarasını herkese bunun için gösterir. Hatta daha fazla sempati
görebilmek için bir yerini yaraladığı bile olur. Büyük insanlar da yanı
sebepten maddi-manevi yaralarını-berelerini anlatıp dururlar.
Geçirdikleri kazalardan, ameliyatlardan bahsederler. Neler çektiklerini,
başlarına ne felaketler geldiğini anlatıp aniden sırlarını dökerler.
Bütün dünyada herkes kendi gerçek ya da hayali ızdırablarına karşı
acınıp durur.
Diğer insanların düşüncelerine, arzularına, tavırlarına sempati
gösteriniz.
10-Asil Duyguların Harekete Geçirilmesi
Gerçek şu ki, karşılaştığınız herkes, aynada gördüğünüz adam dahil,
kendisine büyük bir saygı duyar. Başkalarının da bu saygıyı kendisine
göstermesini ister.
John D. Rockfeller Jr. a gazetelerde çocuklarının resimlerinin
basılmasını asil duygulara hitap ederek önlemişti. Onun dediği şuydu:
‘Sizler de çocuk sahibisiniz. Küçüklere vaktinden önce şöhret sağlamanın
iyi yetişmelerini engelleyeceğini takdir edersiniz’.
Bir müşteri hakkında kesin bilgileriniz yoksa, ona dürüst, samimi,
namuslu borcuna sadık adam olduğuna inandığınızı söyleyin. Siz böyle
söylerseniz, o da kendisini böyle olmak zorunda hisseder. Kendisine bu
vasıflar verilen bir insan başka türlü hareket etmek istemez. A-Bir
adama namussuz olduğunu söylerseniz, o zaman da namuslu davranmak
istemez. Bu kuralın istisnası çok azdır.
11-Fikirlerin Gösterisi
Rakamlar, konuşmaktan çok daha büyük bir fayda sağlar. Grafiğin gücü
ise rakamı aşar. Rakamların şekillerle ifadesi daha etkili olur.
12-Son Çare
İyi ve çok iş yaptırabilmek için rekabeti körüklemek gerekir. Bu,
herkesi birbirine ezdiren bir rekabet değildir. Daha mükemmeli yakalama
arzusunun ateşlenmesidir.
İnsanlara vasıflarını ortaya çıkarabilecek cesareti veriniz. Bu
cesareti vermenin en emin yolu da onlara meydan okumaktır.
avatar
canfeda
Müdür Yardımcısı
Müdür Yardımcısı

Aktiflik :
500 / 999500 / 999

Kadın
İtibar : 7
Kayıt tarihi : 20/01/09
Mesaj Sayısı : 154
Konum : Ankara
Ruh Halin :

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Dost Kazanmak ve İnsanları Etkileme Sanatı

Mesaj tarafından canfeda Bir Salı Mayıs 18, 2010 10:38 pm

[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]

İNSANLARI KOLAYLIKLA
DEĞİŞTİRMENİN DOKUZ YOLU

1-Mutlaka Kusur Bulacaksanız…
Sekreter bu uyarıdan hiç alınmadı. Çünkü az evvel üstün bir yanı
söylenmişti. İnsan övüldükten sonra, kusurunun söylenmesine tahammül
edebilir. Tamamen gözden çıkarılmadığını düşünüp, rahatlar. Kusurunu
düzeltecek gücü kendisinde bulabilir. Berber de traş etmeden önce,
müşterisinin sakalını sabunlamaz mı?
Önce övgü, sonra tenkit sonra itimat. İşte insanı öldürmeden
kazanmanın formülü: ‘Çok iyisin. Şu hataların var. Sana itimat
ediyorum’.
Söze samimi bir takdirle başlayınız.
2-Düşman Kazanmadan Tenkit Etmenin Yolu
İnsanlara hatalarını dolaylı olarak anlatınız. Böylece kaş yapayım
derken, göz çıkartmazsınız; düşman kazanmazsınız.
3-Önce Kendi Hatalarınızı Söyleyiniz
Hatan, benim yaptığım hatadan daha küçük ama sen bunu yapmamalısın.
Kendi hatalarımızdan bahsetmemiz, başkalarının da kendi hatalarını
kabullenmelerini kolaylaştırır.
4-Hiç kimse Emir Almaktan Hoşlanmaz
Doğrudan emirler yağdırmak yerine yapmaları gerektiğini insanlara
hissettiriniz.
5-İnsanların Gururlarını Koruyunuz
Yıkılan gurur çoğu zaman beraberinde başkalarını da alır götürür.
6-Küçük Bir Takdir Büyük Başarıya Sevk eder
Her insanda gördüğünüz en küçük bir yeteneği ve başarıyı bile
samimiyetle takdir ediniz. İnsanlar bu takdir cümlelerin verdiği hızla
büyük başarı yollarına girerler. Unutmayınız, böyle davranılmaya sizin
de ihtiyacınız var.
7-Değer Vermek
Herhangi bir insana bir meziyetinden veya faziletinden ötürü saygı
duyduğunuzu hissettirirseniz, onu idare etmek son derece kolaylaşır.
Baştan çıkmış bir adamı yola getirmek için ona namuslu adam muamelesi
yapmak gerekir. Bu muamele onu öyle sevindirir ki, layık görüldüğü
şekilde karşılık vermek ister. Bir başkasının gösterdiği itimat ona
gurur verir.
Bir insana öyle bir değer veriniz ki, o değere gerçekten sahip olmak
istesin. İnsanlara değerli olarak yaşama imkanlarının ve fırsatlarının
önünü açınız.
8-Zorlaştırmayınız
Bir çocuğa, bir eşe, bir memura beceriksiz ve yeteneksiz olduğunu
söylerseniz, onun bütün gelişme, başarılı olma ümit ve arzusunu
kırarsınız. Tam tersini yapınız. Yapılacak işin zor değil kolay olduğunu
söyleyiniz. Teşvik ediniz. Yapamadıklarını tenkit etmeden önce
yapabildiklerini övünüz. Onun yeteneğine güvendiğinizi hissettiriniz. O
zaman daha iyi olmak için elinden geleni yapacaktır. İnsanlara
eksikliklerinin kolayca getirebileceğini, hatalarının kolayca
düzeltilebileceğini söyleyiniz. Yapmaları gereken işlerin zor olmadığını
hissettiriniz. Ne kendi işinizi, ne onların işini zorlaştırmayınız.
Daima cesaret aşılayınız.
9-Sevdiriniz
Yapılmasını istediğiniz işi karşınızdakine sevdirerek yaptırınız.
avatar
canfeda
Müdür Yardımcısı
Müdür Yardımcısı

Aktiflik :
500 / 999500 / 999

Kadın
İtibar : 7
Kayıt tarihi : 20/01/09
Mesaj Sayısı : 154
Konum : Ankara
Ruh Halin :

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Dost Kazanmak ve İnsanları Etkileme Sanatı

Mesaj tarafından canfeda Bir Salı Mayıs 18, 2010 10:39 pm

AİLE HAYATIMIZI DAHA
MUTLU YAPACAK YEDİ YOL

1-Aile Hayatınızın Mezarını Kazmak İstemiyorsanız…
Kıskançlığın zehirli dumanları bu evliliği de boğmuştu. Kadın dırdırı
ile imparatoru bile evinden kaçırtmıştı.
Kocaların evlerini terk etmelerinin en önemli sebebinin karılarının
dırdırı olduğunu gördüm.
2-Sev ve Yaşat
Karşısında kendisinde kusur arayan, kusurlarını büyüten bir kadın
değil, sadece yorgun başını dinlendirmeye çalışan bir kadın bulmuştur.
Karısının kendisine güvendiği bir erkek dik durur, güçlü olur. Bu
konuda verilebilecek en çarpıcı örnek Hz. Muhammed ile Hz. Hatice’nin
bir konuşmasıdır. Günlerce süren ruhi gerginlikten sonra Hz. Muhammed
eşi Hz. Hatice’ye Peygamberlikle görevlendirildiğini açıkladığında
tereddütsüz aldığı cevap şudur: ‘Eğer hakikaten bir Peygamber gelecekse,
bu ancak sen olabilirsin’.
Evlilikte başarı yalnızca aranan eşi bulmak değildir. Aynı zamanda
aranılan eş olmalıdır.
Eşinizi ‘Aradığım bu değildi’ diye suçlamayın. Acaba onun da aradığı
siz miydiniz?
Hayat arkadaşınıza önem veriniz. Onu olduğu gibi kabul ediniz.
3-Soluğu Mahkemede Almamak İçin
İmparatoriçe Katerina da evinde aynı diplomasiyi uyguluyordu. Güçlü
bir imparatorluğun bütün tebaasını avucunun içinde tutan, düşmanlarına
işkence yapmaktan çekinmeyen, hasımlarını kurşuna dizdiren gereksiz
savaşlar ilan eden bu kadar evinde kimseyi incitmezdi. Aşçısının önüne
koyduğu yanmış eti bile hiç bir şey söylemeden yerdi. Hatta aşçısına
gülümserdi. Catherine dışarıda ne kadar zalimse, evinde de o kadar
sabırlı, kibar ve hoşgörülüydü.
Evlilik gemisinin sert kayalara çarpıp parçalanmasına sebep olan dev
dalgalar yıkıcı tenkitlerden başka bir şey değildir.
Kırıcı, aşırı, lüzumsuz, yıkıcı tenkitten kaçının. Aksi halde soluğu
mahkemede alırsınız.
4-Herkesi Mutlu Etmenin Kestirme Yolu
Kadının mutlu ve evine bağlı olması için kocası tarafından takdir
edilmesi gerekir. Kadını mutlu eden erkek kendisinin de mutluluğunu
sağlamış olur.
5-Kadın İçin Küçük Bir Dikkatin Büyük Değeri Vardır
Lütfen bir demet çiçek götürmek için karınızın hasta olmasını
beklemeyin.
Kadınlar doğum, nişan, nikah günlerine büyük önem verirler. Bunların
unutulmasını kendilerinin sevilmediği şeklinde yorumlarlar. İçlerinde
hakaret kabul edenler de vardır. Erkeklerin eşlerinin doğum günlerini,
evlilik yıldönümlerini, benzeri önemli günleri mutlaka
ezberlemelidirler. Bunların hatırlanmaması halinde üzülebilecek erkekler
varsa, kadınlar bu günleri unutmadıklarını göstermelidirler…
Birçok insan küçük dikkatlerinin değerini takdir etmez. Küçük
ihmaller birikir, ortaya koskocaman bir boşanma davası çıkar. Küçük bir
dikkatsizliğin orman yangınına sebep olduğunu unutmamalıyız.

6-Bunu İhmal etmemelisiniz

Hollanda’da bir eve girmeden önce ayakkabılarınızı çıkarmak
zorundasınızdır. Bu, günün sıkıntılarını kapının önünde bırakmak
anlamına gelir. Hepimiz ayakkabılarımızı çıkarıp, eve öyle girmeliyiz.
Bu çok önemli bir derstir.
Müşterisine kötü söz söylemeyi aklından bile geçirmeyen adam,
karısına ağzına geleni söyler. Ne budalalıktır. Mutlu olması için karısı
ona daha çok lazımdır. Bir kadın, yüz bin müşterinin veremeyeceği
mutluluğu verebilir.

Kaynak : Dale Carnegie / Dost Kazanmak
ve İnsanları Etkileme Sanatı

kendinigeliştir.com
avatar
canfeda
Müdür Yardımcısı
Müdür Yardımcısı

Aktiflik :
500 / 999500 / 999

Kadın
İtibar : 7
Kayıt tarihi : 20/01/09
Mesaj Sayısı : 154
Konum : Ankara
Ruh Halin :

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Dost Kazanmak ve İnsanları Etkileme Sanatı

Mesaj tarafından Sponsored content


Sponsored content


Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön

- Similar topics

 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz